Legolar Hakkındaki Gerçekler

  
Legolar… Birçok çocuk için vazgeçilmezler arasında. Özellikle hayal kurmayı ve birşeyler icat etmeyi seven çocukların olmazsa olmazı. Hem hayal güçlerini geliştirmekte, hem de motor becerilerini.  Bizim evde de çoğu evde olduğu gibi kopamadığımız bir ilişki var. Küçük çocuklar için olan büyük parçalar da büyük rağbetteydi evimizde. Ta ki o güne kadar.

  
Arabalar serisini ve kocaman bir uçak legosunu uygun bir fiyata ikinci el alana kadar… 

Daha üç ay önce 4 yaşına girmiş olan JJ oğlan, başka oyuncakların yüzüne bakmaz oldu. Evdeki masalardan bir tanesi sırf bu Legolara ayrıldı. Babayla daha fazla kaliteli zamanlar geçirilmeye başlandı. Babayla, çünkü annenin o küçücük parçalara ayıracak zamanı genelde olmuyor. Büyük Parça legolar görüyor benim işimi.

Neyse bu gözünü sevdiğim, canım legoların bayağı bir artısı oldu. 

1.

Oyalanmak isteyen bebelerin koyun önüne legoları, sonra izleyin ve görün. Sessiz olduklarında “hangi yaramazlık peşinde” diye endişelenmeye gerek yok. Lego tasarımlarıyla uğraşmaktan, evdeki tüm “sakıncalı ama çok cazip” yerleri tamamen unutuyorlar. 

2.

Küçücük kafalarının içindeki paha biçilemez hayalleri, kurguları az da olsa görebiliyorsunuz. Yetişkinlerin anlam ve Önem vermediği o hayal güçleri sayesinde, yepyeni icatlar çıkacaktır.

3.

Motor becerileri bayağı bir gelişecektir.

4. 

Daha hızlı düşünme becerilerini geliştireceklerdir. Neden sonuç ilişkisini daha hızlı kavrayabileceklerdir. 

5.

Evde eğitim konusunda birebirdir. Bir çok konu anlatımında kullanılabilir.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Üç madde de olumsuz Yönleri vardır.

1. 

Bağımlılık yapıyor. Kocam  bazen çocuklar uyurken de legoların başından ayrılmıyor. Bahanesi ise çocuklara öğretmek için becerilerini geliştiriyor. Ben de inandım 😂

2.

Dağınıklık. Küçük küçük parçalar. Toplaması da uzun Sürüyor tabi. Bizim bulduğumuz yöntem bir masanın üzerinde legoları yapmak ve ayrı ayrı poşetlerde tutmak. Böylece küçük parçalar da karışmayacak birbirine.

3.

Bu son ve en kötü yani legoların. Sakin ha sakın, bir legonun üzerine basmayın. Doğumla eş değer bir acısı bulunmakta. Hatta psikolog bir arkadaşım (Ceren bu sensin) acıları üçe ayırır.

  1. Bedensel acı

2.Ruhsal acı 

  1. Legonun üzerine bastığınız zaman ki acı.

Doğru Söze ne denir?!?

Yukarıdaki görüşler tamamen bir annenin görüşleridir. İsveç bilimadamlarının deney sonuçlarına dayanmamaktadır.

Ve kesinlikle Lego benim sponsorum falan değildir keşke olsaydı… Lego tr sorumluları duyarsınız umarım bunu.

Bunlar memnuniyet yazısıdır sadece.

Neden E-Kitap Almıyoruz?

  
Evet doğru okudunuz. Biz e-kitap almıyoruz. Sadece çocuk kitapları değil, tüm kitaplar konusunda aynı fikirdeyiz.

Odelia bir yaşına gelene kadar ben de çalışan bir anneydim. Ben işime gerçek anlamda aşıktım diyebilirim.  Ben Greenhouse kitabevinde çalışıyordum. Genelde yeni gelen kitapları satışa hazırlayıp, çoğunu okuyup internet sitesine yükleyip, hakkında yorum yazıyordum. Mükemmeldi! Kitapların içinde olmak, hepsine tek tek dokunmak, koklamak ve en önemlisi okumak beni benden alıyordu desem yalan olmaz.

Ben kitapların her bir sayfasında ayrı bir hayal kurarım. Hepsinde ayrı bir dünya kurarım. Tabiki bebelerin izin verdiği kadar! Düşünsenize tam karakterin yerine kendimi koymuşum, arka fondan bir ses “anneeeee! Karnım aç. Anne çişim geldi!” Tüm hayaller puff diye söner. Amma ve lakin herşeye değer. 

Kitaplarımı sevdiğimi ve fazlaca para harcadığımı bilen canım kocacığım bir kindle hediye etti. Evet e-kitaplar çok ama çok daha ucuz. Ama hiç bir zevki yok. Düşünsenize bütün gün ekrana bakıyorsunuz. Hem gözlerinize zararlı. 

Hem kitaplara dokunamıyorsunuz, hissedemiyosunuz, yazarın ne hissettiğini bilemiyorsunuz. 

  
Ben 26 yaşında birisi olarak bunları hissediyorsam, küçük çocuklar kim bilir ne hissediyordur? 

Zaten ülkemizde kitap okuma ORANI çok çok düşük, çocukları kitaplardan soğutmak için binbir çeşit şey varken, bu da onların ekmeklerine yağ bal Sürmekte.

Çocuklar kitapların sayfalarını çevirirken, bin bir çeşit hayal kurmalılar! 

Kitapların kokusunu bilmeliler!

Her sayfada heyecanlanmalılar! 

Kitaba dokunup hissetmeliler!

Bana göre e-kitaplarda bunların hiçbirini yapamazlar, hissedemezler…

Sizce?!? 

Ev İşlerinde Çocukların Görevleri

  
Çocuklarla ev işi yapmak, fırtınada saç taramak gibi birşey. Özellikle bizim gibi en büyüğü 5 yaşında 3 çocuğunuz bir de 22 haftalık dördüncü çocuğa hamileyseniz, işler beklediğinizden daha karmaşık olabilir. Bizim yardımcımız yada çocuk bakıcımız da yok. O yüzden tek tabancayız diyebiliriz. 

Çoğu zaman evimiz, çocuksuz evlere oranla dağınıktır. Ama pis değildir. Bu dağınıklığı da minimuma indirecek yöntemlerimiz var!!! 

Sıkı durun… Ev işlerinde çocuklarımızında görevleri vardır. Evet ev işlerinde onlar da bize yardım etmektedirler. Çünkü onlar da bizim evimizin bir bireyidir. Sorumluluklar ve görevler alarak bu duyguyu daha da pekiştiriyorlar aynı anda ev daha da derli toplu olup, eve benziyor.

  
1. Basit görevler verin.

Çocuklara basit görevler verin. Her çocuğun iş yapabilme kapasitesi vardır. Çocuğun yaşına ve becerilerini göz önüne ALIN. Örneğin Odelia (5.5 yaşında) kırılabilecek olan eşyaları yeni yeni taşımaya başladı, cam bardak ve tabaklar gibi. Masayı tüm çocuklarla birlikte hazırlayıp, temizliyoruz. 

2. İşleri yaparken aynı zamanda eğlenin.

Her işin bir eğlenceli yanı vardır. Size düşen görev çocukların iş yaparken eğlenmelerini sağlamak hatta beraber eğlenebilirsiniz. 

Örneğin çamaşırları katlarken renklere göre ayırabilirler. Aynı anda çamaşırları katlayıp, renkleri de öğrenip alıştırma yapabilirler. Bir taşta iki kuş vurmak diye ben buna derim. 

  
3. Çocukları mutfağa sokmaktan çekinmeyin. 

Mutfakta çocuklar için o kadar çok yapılacak iş var ki bulaşık makinesini boşaltmaktan tutun, yemek yapmaya kadar. Çocuklar yemek yaparken çok eğleniyorlar. Aynı anda bir çok şey de öğreniyorlar. Sayı saymak, besin değerleri, renkler, dokular… Bunun gibi bir çok şey var listede. Yaptıkları yemekleri (çünkü onlara göre onlar yemek yapıyorlar, siz sadece yardım ediyorsunuz 😁😜) daha fazla yiyorlar.

4. Kendi eşyalarını kendileri toplasın.

Özellikle kendi odaları, yatakları ve oyuncaklarını çocuklar kendileri toplasınlar. Hem sorumluluk almayı öğrenecekler, hem de düzenli olmayı alışkanlık haline getirecekler.

Bizim yöntemimiz bu. Yoksa evimizde adım atacak yer kalmaz. Sizin yöntemleriniz neler?!?

Akvaryumda Bir Gün…

  
Evde eğitim yaptığımız için istediğimiz her hangi bir gün plan yapma özgürlüğüne sahibiz. Evde eğitimin avantajlarından birisi. Bugün balıklar hakkında öğrenmek için   İstanbul akvaryum a gitmeye karar verdik. Hem balıklar hakkında öğrenip, hem de ailece zaman geçirmek için harika bir yer. Sadece aile paketini aldık. Abbey kız hala iki Yaşında olmadığı için bedavaya girdi. Iyi bir fırsattı bizim için.

  
Çocuklar çok eğlendiler. Aynı zamanda da çok öğrendiler. Mesela Antartika’da hangi balık türleri, Cebelitarık Boğaz’ında hangi türlerin yaşadığını öğrenmeye çalıştılar. Öğrenmeye çalıştılar çünkü çok fazla balık türü vardı.

  
JJ köpekbalıklarına hayran kaldı! Ne zaman köpekbalığı görse uzun uzun seyredaldı. 

  
Benim hayranlıkla izlediklerim ise deniz yıldızları oldu. Baksanıza bunların tatlılığına! Haksız miyim ama?!?

  
Onu, bunu bilmem de en taktir ettiğim canlı ise deniz atları! Neden mi?!? Bebekleri erkek deniz atları taşıyorlar. Yani dişi değilde erkek hamile kalıyor! Özellikle içerdeki dört numaranın sabah saat 5’te harekete geçip, uyuyamadığımı göz önüne alırsak bayağıda bir kıskanıyorum deniz atlarını!

Yeni maceralara Demir atmadan önce tavsiye ettiğiniz etkinlik alanları var mı Istanbul ‘da?!? “Ailecek gidip, görüp, yazmalısın” dediğiniz!!!

Evde Eğitim Ne Demek?

  
Çoğu zaman bahsettiğim gibi biz evde eğitim yapıyoruz. Bunu ilk duyan herkes hem önyargıyla yaklaşıyor, hem de tam ne yaptığımızı, evde Eğitim’in ne demek olduğunu merak ediyorlar. Sosyalleşmeden tutun, akademik eğitimin nasıl olacağı konusunda endişeleniyorlar. Tüm bunlar hakkında benim endişelerim de olmadı desem yalan olur. 

Dördüncü çocuğumuza hamile olduğum bu dönemde bayağıda meşgul olduğumuz doğrudur. Bu konuda da enine boyuna düşündük. Gittiğimiz yere kadar evde eğitim yapmaya karar verdik.

  
Bizim için evde eğitim ne demek?

1. Daha Rahat Öğrenme

Biz okulu da denedik. Çocuklar evde daha rahat öğreniyorlar. Öncelikle esnek bir zamanımız var. İstediğimiz zaman (genelde sabahları) dersimizi yapıyoruz. İstediğimiz dersten başlıyoruz. O günkü durumumuza bağlı. Bir konuda sıkıldığını anladığımızda biraz mola verip daha sonra eğlenceli başka bir methodla hallediyoruz. 

2. Görsel bir şekilde öğreniyorlar

Mesela toplama işlemini  IKEA dan aldığımız pipetlerle yapıyoruz. Hem renkli hem de çocukların eğleneceği türden. Bazen çıkartma işlemini zeytinle yada domatesle yapıyoruz. Hem objeleri kullanarak görsel olarak öğreniyorlar, hem de ezber sistemini kullanmadan hallediyoruz derslerimizi. 

3. Ortak Dersler Yapabiliyoruz

Mesela Güneş sistemini beraber oturup öğrendik. Hem Odelia, hem Yuhanna çok eğlendiler. Özellikle dünya, güneş ve ayın nasıl döndüğüyle ilgili küçük bir tiyatro yaptık. Hem beraber güzel zaman geçirdik, hem de hala hatırlayabilecekleri bir ders yapmış olduk.

Biz evde eğitimle çok eğleniyoruz. Hem gerçek hayatla ilgili öğreniyorlar. Hem birlikte eğleniyorlar. Hem seyahat özgürlüğümüz var, hem de ezber yönteminden uzağız. 

Sosyalleşme konusu derseniz, çocuklar heryerde sosyalleşiyorlar. Artık bu konuda endişelenmiyorum. 

Bizim eğitim kararımız bu. Sizin yöntemleriniz ve eğitim kararlarınız nelerdir?!?

3 Çocukla Göçebe Hayatı

DSC_0823

O kadar yoğunduk ki bu zamanlar. Yaşadığımız şehir çocuklar için güvenli olmamaya başlayınca ve çocuklar bunu yavaş yavaş anlamaya başlayınca, aldık çantalarımızı sırtımıza, kolumuza bir müddet uzaklaşmaya karar verdik. Şimdi İstanbul’dayız. Bir hafta sonra Sri Lanka’ya yolculuk bir kaç aylığına. Kafa dinlemeye çalışacağız.

Çocuklar İstanbul’a yabancılaştılar iyice. Toplu taşımalar bizden nefret eder oldu. (İdare edecekler bir iki haftalığına artık. Eğer bize rast geldiyseniz, tüm kusurlarımızı affedin 🙂 )

Bu arada Gülhane Parkına uğradık. En sevdiğimiz yerlerden birisi. Çocuklar tekrar doğayla bütünleştiler. Topladıkları çayır çimenlerden anlayacağınız gibi.

DSC_0870

Farkında olmadan seyyar bir aile haline geldik. Bunun güzel yanları da var, zor yanları da. Güzel yanları ailece daha fazla zaman geçiriyoruz. Daha fazla birbirimiz tanımaya başladık. Ev okulununda nimetlerinden bir tanesi bu. Mesela daha basit yaşamaya başladık. Her şeyi basitleştirdik. İhtiyacımız yoksa almıyoruz. Çocuk kıyafetlerini genelde Abbey kız Odelia’nın kıyafetleriyle büyüyor. Odelia ve JJ’ye ise kullanılmış ama temiz kıyafetler alıyoruz. Hiç de bir yerlerinden bir şeyler eksilmiyor. Gayet de mutluyuz böyle.

Oyuncaklar konusunda ise en sevdiğimiz şey: Lego  (Eğer sponsor olmak isterseniz sizleri daha da çok sevebiliriz)

Tabi ki bu zamanlarda bebek arabası taşımaya ne gücümüz var ne yerimiz. Bu konuda da kangurular imdadımıza koşuyor. (Bu konuda da sponsorlara her zaman açığız 🙂 )

DSC_0797

Ama bu geçen sene bize bir çok şey de öğretti. Mesela legolar haricinde en iyi oyuncağımız, çayır, çimen, çiçek, böcek. Çocuklar aynı anda çok şey öğreniyorlar. Odelia’nın en çok sevdiği şey doğa. Tam bir hippie yetiştiriyorum.  Ne zaman birisi doğaya birşey yapmaya kalksa çığırtkan kızım doğru olduğunu bildiği şeyi yapıyor. Açık açık konuşuyor. Çocuklardan öğrenmemiz gereken bir çok şey ha!

DSC_0734

Evet bir çok şey öğreniyoruz. Ama geçen gün bu koca gözlü JJ, “Evimiz neresi?! ” diye sorunca kalakaldım. Çünkü bir cevabım yok. Ben de bilmiyorum evimizin neresi olduğunu. Hippie kızım atıldı hemen çok bilmişliğiyle “JJ, evimiz heryer. Biz dünyadayız ve isteğimiz her yer bizim evimiz” . Doğru cevap Odelia, benim yüksek sesle söylemeye çekindiğim şey bu. Nerede olursak olalım, ailemiz beraber olduğu sürece her yer bizim evimizdir.

DSC_0837

Basit yaşamak şu ana kadar aldığımız en iyi kararlardan birisi. Hem çocuklarımız için, hem bizim için. Çocuklar daha az tüketmeye başladı. Herşeyin kıymetini bilmeye başladılar.

Evinizi sırtınıza almanıza gerek yok. Bir karavana yerleşmenize de gerek yok. (Bunu ne kadar çok istesem de şimdilik sadece büyük bir hayal)

Sadece ihtiyacınız olan şeyleri almayla başlayabilirsiniz. Böylece sihir yavaş yavaş başlayacak.

Zorla Güzellik Olmaz

DSC_0584

Odelia, dans etmeyi çok seviyor. Müzik aletlerinden de kemana bayılıyor. Sporda da futbol ve atletizme bayılıyor.

Bulunduğumuz şehirde malesef dansla ilgili hiç bir kurs yok. O yüzden başka bir bahara kaldı bale isteği.  Geçen kış, küçük bir maceramız olmuştu buradaki müzik kursuyla. Biz ev eğitimi yaptığımız için haftaiçi hafta sonu farketmiyor. Odelia keman istediğini söyledi bizde iki kurstan birini seçtik. Tam herşeye karar verdik ki, öğretmen keman için çok erken olduğunu anca piyano dersine başlayabileceğini söyledi. Biz de uzman diye, Odelia’nın isteği yerine  öğretmenin isteğini seçtik. İyi halt ettik!

İlk kurs günü Odelia çok gergindi. Sıcak çikolata ısmarladık, biraz muhabbet ettik. Öğretmenin beklentileri, ilk defa piyano dersi alan bir çocuktan bekleyemeyeceği kadar yüksekti. Mesela sağ parmaklarını çok güzel kullandı. Ben şaşırdım. Öğretmen biraz daha abartarak sol parmaklarını da tuşlar üzerinde kullanmasını istedi. Ben buna daha da şaşırdım. Çünkü sol parmaklar için çok erken olduğunun farkındaydım. Odelia onları da biraz zorlandıktan sonra kullanmaya başladı. Aynı gün içinde, yani ilk dersinde. öğretmen biraz daha abartarak her ikisini de aynı anda kullanmasını istedi. Odelia bunu duyunca, öğretmene bunun şimdi zor olduğunu daha sonra ki derste yapabileceğini söyledi. Ama öğretmen bana mısın, diyerekten daha da zorlamaya başladı. Ben buraya kadar hiç bir müdahale etmedim. Odelia’nın kendisini ifade edebilmesini bekledim. Onun için zor olan şeyleri, kolay olan şeyleri en iyi kendisi biliyordu çünkü.

Öğretmen, biraz sinirli çıktı. Odelia zorlanınca söylediği halde, dinlemeyip yapması için zorlamaya başladı. Sesi yükselmeye başlayınca ben araya girdim. İlk dersi olduğunu hatırlatıp, isteklerinin biraz fazla olduğunu söyledim. Öğretmen toparlandı bir 5 dakikalığına. Ondan sonra yine abartmaya başlayınca, dersi erken bitirmeyi teklif ettim. Adam sevinerek onayladı.

Ondan sonra Odelia bir daha, gitmek istemedi ve gitmedi. Çocuk bir kere dersten soğudu. Ben de çok ısrar etmedim.

Ben bu olaydan ders almadım ne yazık ki!

Geçenlerde il gençlik bakanlığı merkezine gidip, her hangi bir kurs olup olmadığını öğrenmek için. Odelia yüzmek, futbol veya atletizim içinden birşeye gitmek istediğini söyledi. Malesef, yüzme kursuna 7 yaşından küçük çocukları kabul etmediklerini söylediler. Futbol kursu bırakın bünyelerinde, şehirde bulunmadığından bahsettiler. Atletizmin burada olmadığını söylediler. Elde bir tek halter ve basketbol kaldı. Halterin çocuklar için uygun olmadığını düşündüğümden dolayı hemen eledim. Kaldı basketbol!!! Geçen hafta o maceraya da daldık balıklamasına. İlk iki gün zorlanmasına rağmen çok iyi alışmaya başladı Odelia. Ama 4-5 senelik oyuncularla 2 günlük oyunculara aynı dersi vermeye devam ettiklerinde bir hayli zorlandı. Haklı da kendisine göre. 2 günlük oyuncuyla, 5 yıllık oyuncunun alacağı ders aynı olmamalı. Haksızlık! Herkese haksızlık. Basketbol maceramızda böylelikle sona erdi.

Elde ne mi kaldı? Bir çok ders bana!

*Çocukların isteğine daha da saygı duymalıyız.

*Sırf kendimiz ya da başkaları diye çocuğa istemedikleri şeyleri dayatmamalıyız. Çocuk istemediği bir şeyde ne mutlu olabilir ne de başarılı.

*Her kursa güvenmeyip, daha da araştırmalıyız.

*Her ne olursa olsun, çocuk bir şeyi istiyor ve kurstaki öğretmen başka bir şeyi diretiyorsa, arkanıza bakmadan kaçın!

*En önemlisi, çocuğunuza inanmanız ve saygı duymanız. Böylece çocukta hem bir birey olduğunu daha hızlı anlayacak hem de kendine olan güveni artacaktır.

Başlıkta da dediğim gibi zorla güzellik olmuyor.

Öyle bir Eğitmeliyiz ki!!!

  

  
Bu hafta o kadar yoğun ve kötü bir haftaydı ki tüm ülke için, hepimiz hala etkisindeyiz. Ben bu hafta o kadar üzgün ve o kadar sinirliydim ki, normal günlük işlerimi bile zar zor yerine getirdim! Tabi ki bu halimden evdeki geri kalan herkes etkilendi! Hiç bir aktivite yapmadım çocuklarla. Tabi ki evde sıkılan çocuklar daha fazla Dağıtmaya başladılar her yeri! Daha fazla kavga etmeye başladılar! Abbey uyku saatini değiştirmeye başladı! Benim sesim daha fazla yükselmeye başladı! Ağzımdan birçok  kez “yapma” kelimesi çıktı. Yemek yapmada çok zorlandım mesela. Anlayacağınız evdeki herşey ve herkes altdüz oldu! Bu da benim yüzümdendi! Tüm sinirimi, kızgınlığımı hakkım olmayarak herkese yansıttım! Onlar da yaptıklarıma ayna tuttular. Bazen çok fazla duygusalız. Özellikle işin içine çocuklar girerse! Bu sefer bu duygusallığıma neden, 32 gencecik can oldu!!! Hepsinin hikayesini okumadım, okumaya da ne yüreğim, ne gözyaşlarım izin verir! 

Kafama dank eden şey şu; yası bırakıp çocuklarımı daha fazla eğitmeliyim! Eğitmeliyim ki bu 32 genç insanın yapmak için yola Çıktığı şeyleri tamamlayabilsinler! Çocuklarımı daha fazla eğitmeliyim ki, hiç kimseyi dilinden, dininden, renginden, ırkından dolayı ötekileştirmeden sevebilsinler! Faşizmin her türlüsünden iğrensinler! Öyle bir eğitmeliyim ki onları Dünya’ya ayak uydurmak için kimliklerinden vazgeçmesinler! Öyleki DÜNYA onlara ayak uydurmak için değişsin! Öyle eğitmeliyim ki, arkadaşlarının ayakkabısının markasından çok kişiliğiyle ilgilensinler arkadaşlarının!

Öyle eğitmeliyim ki çocuklarımı, herkese SAYGI duymayı öğrensinler! Öyle eğitmeliyim ki onları, ilk başta kendilerine SAYGI duymayı öğrensinler! 

Hepimizin büyük bir yükü var arkadaşlar!!! En önemli değişiklik evde başlar! Yeni neslin barış içinde yaşamasını istiyorsak hepimize büyük bir iş düşüyor. Çocuklarımızı eğitmek! 

Ben Yarından itibaren başlıyorum!!!

Var mısınız?!?

Ev Eğitiminde İzlediğimiz Yöntemler

Geçen gün 5 yaşındaki Odelia (#1 olurlar kendileri) kitapçıkları bitirip, gerçek bir kitap okumaya başladı. Tabiki birinci seviye ama 24 sayfalık bir kitap. Arada benim yardımlarım da oldu tabi. Bildiğiniz gibi biz ev eğitimi yapıyoruz. Bu kararımızda arada bir gel gitlerimiz olsa da gittiği yere kadar çocuklarımızın eğitimini ben üstlendim. Bazı konuları tamamen David’e havale ettim. 



Bir çok kişi evde eğitimi nasıl yaptığımızı merak ediyorlar. İşte bizim evde eğitim serüvenimizin bir kısmı:

1. Size ve çocuğunuza en uygun zamanı seçin!

Bu günün her hangi bir saati olur. Bizim için kahvaltıdan sonraları çok daha iyi oluyor. Hazır herkes dinçken, kafamız günün stresiyle dolu değilken hem benim sabrım tavanlarda oluyor, hem de çocuklar daha iyi anlayıp kavrıyor. Çok acil durumlar dışında her gün aynı saat disiplininiz olsun. Hem siz hem de çocuklar için bir rutin haline gelir. 

2. Çocuğunuzun seviyesine göre ilerleyin!

Çocuğunuzu sizden iyi hiç kimse tanıyamaz! Çocucuğunuzun neyleri sevip, neyleri sevmediğini bilmeniz lazım. Mesela Odelia resim yapmayı çok seviyor. Jj ise tam tersi! Odelia sayıları hayvanlarla beraber öğrendi! Jj ise arabalarla, gemilerle. Odelia yazma alıştırmalarına çok daha erken başlarken, Jj daha yeni yeni başladı. Harfleri daha çabuk öğrendi Jj! Demem o ki çocuğunuza göre konuları ayarlayın. 

3. Çocukları  bunaltmayın!

Her çocuğun sıkıldığı anlar vardır! O yüzden ders zamanlarını kendinize göre değil de çocuğunuza göre ayarlayın! Bazı çocuklar 3 sayfa matematik yapmak isterlerse bırakın yapsınlar! Mesela Odelia okumaya bayılırken, Jj rakamlar için yanıp tutuşuyor! Odelia’ya iki sayfadan fazla matematik dersi veremezken, aynı anda Jj için iki sayfadan fazla okuma dersi veremem! Ev okulu yapmamızdaki amacımız, çocukların eğlenerek gerçek anlamda öğrenmeleri. 

4. Keşif günlerine çıkın! 

Haftada bir defa da olsa keşif günlerine çıkın! Mesela bir müzeye gidin! Yada bir tarlaya gidip bir kaç tane de olsa mahsül toplamasına izin verin! Bırakın toprakla oynasın! Aynı anda topraktaki vitaminler nelerdir, toprak ne işe yarar, bize faydaları nelerdir gibi konularda sohbet edin! Ya da sıcak havalarda deniz kenarına gittiğinizde denizle ilgili konuları anlatın, sorular sorun çocuklarınıza! Bırakın onlar keşfetsinler. 

5. Sosyalleşin!

Yapabildiğiniz kadar dışarı çıkın, çocuklarınıza etkinliklere, diğer ailelerde beraber zaman geçirmeye bakın! Göreceksiniz ki çocuğunuz sosyalleşme konusunda pek zorlanmayacaktır! 

6. Dersleri günlük hayatınıza geçirin!

Mesela domates yerken çok da güzel matematik dersi yapabilirsiniz! Ya da sebzele yerken hangi besin değeri olduğunu, ne işe yaradıklarını, bize olan faydalarını konuşabilirsiniz! Bunun gibi birçok örnek yapabilirsiniz! 

Biz bunları yaparken çocuklarımızın Montessori tarzında öğrenmelerinden yanayız! Çocuklar hem öğreniyorlar, hem becerilerini geliştiriyorlar hem de kendi kendilerine yetebilmeyi öğreniyorlar! 

Umarım yardımcı olabilmişimdir….

Not: reklam veya tanıtım yazılarınız için rejoicingmama@aol.com a yazabilirsiniz

<

p style=”text-align:center;”>

Playcorn Çılgınlığı

image

İstanbul’da olduğumuz zamanlarda gelmiş ama kargo da beklemiş bu paketin bizim için bir velinimet olduğunu anlamış bulunuyorum. Paketi açar açmaz çocuklar sevinç namelerini keşke kaydetseymişim.
Bu kadar oyalanacaklarını bilseydim önceden edinirdim playcornu Zamazumadan.
Hazır montessori tarzı evde eğitime yönelmişken, çocuklar ve benim için harika oldu.

image

Hem el becerilerini hem de düşünce yeteneklerini geliştiren bir uygulama.

image

Odelia kitapçığa bakarak bu kuğuyu yaptı. Bakımı kolay bir evcil hayvan oldu bu kuğu bizim için.

image

Yuhanna’da kitapçıklara sığmayan bu şaheseri yaptı. Uçak olurlar kendileri.

image

Bu uçağın yarısı Abbey kız tarafından imha edildi.
Lakin yapımı hem kolay, hem de çocukları oyaladığı için hiç de üzülmedik bu imha meselesine. Çocuklar  oyalanırken ben de listemdeki diğer işleri bitiriyorum.